S O N B A H A R Y E Ş İ L İ


Yüreğim kadar yüreği olanlar arkadaşımdır..

14.5.2008 - SOBE (A'dan Z'ye Ben)

Kategori: Yasam

 

 

Değerli Zeyna (Dilara) beni sobelemişti. Sobelere katılmamak gibi bir kararım olmasına karşın böyle güzel bir hanım kızı kıramadım ve işlerimin yoğunluğu nedeniyle geç de olsa yerine getirdim. Kendisine sevgilerimi sunuyorum.

 

Ay ışığı parlaklığında bir 6 Eylül gecesinde, sonbaharın henüz sarartmaya kıyamadığı bir sonbaharyeşili zamanında dünyaya gelmişim. Ailenin ilki olduğumdan herkes mutlu olmuş, kucaklarda gezmişim her an; şımarmışım kısaca… Alabildiğine almışlar bana oyuncakları. Almışım teker teker, oynamış oynamış ama kırmamışım; hatta eksiksiz olarak 18 yaşımda, henüz ben çocukken, doğan çocuğuma vermişim hepsini…

 

Böylece ilerlemiş zaman… Bitmiş ilkokul, ortaokul başarılarla. Başlamış liseli çağların kargaşası. Bir yandan duygu işleri, diğer yandan siyasetin soğuk sisleri… Boğulurcasına sürüklemiş hayaller; arar olmuşum ilk ve orta okuldaki başarıları.. Bazen tesadüflerin keşfiyle değişir ya hayat; değişmiş benim de edebiyat öğretmenimin gayretleriyle. Bana yazmayı, mutlaka yazmayı önermiş; iki elim yakanda demiş, heveslendirmiş edebiyata.

 

Candan bildiğim öğretmenimi kırmamış; sınavı da kazanmışım. Can istese de kader istemez bazen ya; o yılların statüsünde çekilen bir telgrafla edebiyatla ilgili okula girişim engellenmiş ve ben edebiyat öğretmenimin arzusunu istemeden de olsa yerine getirememişim. Ciğerime oturan bu olaya, ciğerime oturan gönül işleri de eklenmiş gençliğin heyecanıyla ve boşlukta gezinmişim iyiden iyiye…

 

Çiçek gibi ol demişti annem küçükken. Çiçek gibi temiz ol anlamında. Çiçek dostu olmuşum o sözlerle; yazık olur diye kırlardan bile kopartamamış ve basamamışım.  .

 

Daha sonra okullar devri başlamış. Düşmüşüm yollara adeta… Dere tepe düz gitmişim. Dolu dolu yaşamakmış hayatı hedefim; ama bırakmamış çok nedenler; ki yaşansın hayat o yıllarda. Doğru olmayan siyasi olayların rüzgarında, sallanmışım diğerleri gibi bir o yana bir bu yana…

 

Edebiyat hocamla hiç kopmayan bağımda, dünya görüşlerinin zıtlığına karşın, 2 insanın birbirine değer verebileceğini görmüşüm o değerli insanda. En güzel önerileri hocamdan almış, O’nun feyziyle yolumu çizmişim.

 

Farklı bir ilde, farklı bir kültürde mesleğimi yaparken haz almışım öğrencilerimden. Fakat yaşama şartları ve iklim o kadar uzak ki dönmüşüm kendi yöreme.

 

Galatasaray fanatiği olduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Görüp yaşayabileceğim sportif heyecanları bana tattıran takımıma teşekkürü elbette borç bilirim.

 

Ğ; dilimizden asla çıkarılamayacak kadar önemli bir ses görmüş ve kullanmayanları kınamışım..

 

Hayat İzmir’e savurdu sonra… Hem öğretmenlik hem 9 Eylül İktisat…  Hala unutamadığım bir tabela; yolumun üzerindeki Adalet Yüksek Okulu’nda.. Hatta belki de yaşam denen yolda muzip bir haberci o tabela: Adalet Y.O.K.

 

Işıltılı hayatların büyüsü hiç cezbetmemiş beni. Işıkların parlaklığı yerine duyguların ve insani değerlerin parlaklığını seçmişim. Issız çöllerde de yaşamamış yüklendiğim görevlerin en iyisini yapma çabasına girmişim hep.

 

İlmekler, örgüler manzumesi belki de hayat; dünü belli olan, anı yaşanan, geleceği meçhul… İnsanları incelemek, insanların değer yargılarını görmek, davranış değişikliklerinin nedenlerini irdelemek hobim olmuş iç dünyamda. İzlediklerimi kendimde biriktirmiş, yaşamın mizanını çıkarmaya çabalamışım.

 

Japonlar ilgi alanımdaydı bir ara. Jet hızıyla gelişmişler ve dünya devi olmuşlardı.

 

Korku sözcüğüne hep yabancı kalmışım. Kanıksamışım belki de 12 Eylül öncesi her gün en az 30 canın gittiği günlerde. Kara tabloların kara çerçevede olduğu o günleri; hala taraf olarak görüp “Benim tarafımdan şu kadar öldü” deyip diğerlerini can yerine koymayanları kınamışım hep sağ sol mücadelesinde. “Kral çıplak” diyen çocuğu da kralı da görmüşüm yaşamımda. Kral çıplaklığına, çocuksa çocukluğuna devam etmiş yine de..

 

Leylalar, Mecnunlar, Keremler, Aslılar geçmiş dünyadan. Laleler yetişmiş sevda masalları için. Lüle lüle saçlar yapılmış güzellikler uğruna. Lafın en güzelini vatan sevdası almış; bölünmesin bu ülke diye nice fidanlar yok olmuş.

 

Mavi ile yeşilin her tonuna aşık olmuşum bir ömür boyu. Maviler dinlendirmiş, yeşiller huzur vermiş ruhuma. Menekşeyi ilk tanıttığında dedem bahçesinde; yeşiller arasındaki o görüntüyü hiç unutamamışım.

 

Ne yaptımsa, nerelerde gezdimse Hatay bir başka gelmiş bana. Neşe duymuş yüreğim bir yerden dönerken Hatay tabelasını gördüğünde.

 

Okul sözcüğü hayatımda çok önemli bir yer tutmuş. Okurken okul, öğrenci olarak okul, öğretmen olarak okul, yönetici olarak okul. Okul bu kadar önemliyse elbette okumak, kitap da hayatın ayrılmaz parçası olmuştur. Okuma uğruna gözün bozulmasına bile razı olunmuştur hatta…

 

Öğretmen unvanı hayatıma çok değer katmış, yaşam tarzım olmuş. Öğrencilerimi yurdun dört bir köşesine gittiğimde ziyaretsiz döndüğüm olmamış, onlarla coşku bulmuşumdur. Öğretmenlik mesleğine saygınlık ise içimde kanayan bir yara olarak kalmış, siyasetin sevimsiz nefesinin bu meslekten uzak tutulmasını görememenin ezikliğini duymuşumdur.  

 

Paranın insan hayatında olmazsa olmazlarından olmasına hep şaşmış ve bu hain araç yüzünden nice vasıfların tükenişine şahit olmuşum. Pelteleşmiş düşüncelerle maddeselleşen bir dünyada ve bu dünyayı destekleyen politikalarda harcanan beyinlere yanmışım.

 

Rengarenklik deyince hep aklıma gökkuşağı gelmiş; çocukken gökkuşağı altından ya geçersem korkusu yüreğimde hep kök salmış. Resim konusunda hiç kabiliyet vermemiş yaradan; ama resim seyretmeye de hep bayılmışım…

 

Sevgi sözcüğü çok önemli bir yer tutmuş hayatımda. Sevmeyi sevmişim. Sevgiye saygı duymuşum. Sahte sevgilere ve sahte sevenlere tiksinerek bakmışım.

 

Şiir de hayatımın bir parçası adeta... Şiiri okurken herkese dinletmişim de; yazarken şiirimsiden öteye gidememişim. Şairlere gıptayla bakmışım bu nedenle.

 

Turgay adını doğduktan çok sonra almışım. Turgay adından öncesini söyleyemediklerinden nüfustan adım değiştirilmiş, neden olarak da Berlin Panteri’nden esinlenilmiş.

 

Ufuk çizgisi hiç uzakları göstermemiş bana. Ufka bakarken hayallerimi süslemiş, hedeflerimi koymuşum.

 

Üzüntü hayatımda önemli bir yer tutmasa da; aykırılıklar, vasıfsızlıklar üzmüş çoğu zaman. Üzülürken üzmemeye aşırı gayret göstermiş, can yanarken can yakmamaya çabalamışım hayat içinde..

 

Varlık; gördüğüm olmuş hayatımda. Var olmak, hissettirmek, var olanı hissetmek ayrı bir haz vermiş.

 

Yaşlanma korkusunu ensemde hissetmemenin rahatlığını da hemen belirtmeliyim. Yaşımın bulunduğu yerleri hep sevmişim. Yıllara ve yılların getirdiklerine; aynı zamanda götürdüklerine dost olmuşum.

 

Zor bir yazının sonuna geldiğimde görmüşüm ki Z harfi hep sonu anımsatmış. Zor da olsa gördüm ki anlatımım bitmiş ve SOBE görevimi yerine getirmişim.

 

Görev bu şekilde bittikten sonra bir arkadaşımı sobeleyecektim; ama hasta olduğunu duyduğumdan ve listemde sobe görevini yapmayan başka kalmadığından ben sobeleyemiyorum. Çok üzgünüm ..

Sevgiler..

 

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sonbaharda yeşil de var sarı da.. Ama unutulmaz yeşili sarartan da...

Kategoriler

  • Denemelerim
  • Oykulerim
  • Siirlerim
  • Sohbet yazilarim
  • Yasam
  • Arkadaşlarım

    guldestee
    gizem09
    sariakasya
    kapatgozlerini
    masaal
    zeyneep38
    MelekZeyno
    elifceyasam
    birbulut
    jadore
    huzurvesevgi
    NaZaRo
    saklibahcem
    cappello
    yemektariflerimiz59
    biryudumrenk
    sedencik
    meleksoylu
    okyonusmelegi
    zeynaa
    yaziruhu
    koyukahve
    HamiyetAkan
    kumtanesi2008
    muziklerinefendisi
    birseyvar
    birseyvar2
    andasakli
    siyahodam
    hilyemm
    kaprislikalp
    sadeceelif
    AnemonisT
    songuldemirbag
    gulcinkuju
    kibele34

    Bloglarda en çok hangi tür yazılar okumaktan hoşlanıyorsunuz?
    (En az 1, en çok 3 seçenek işaretleyiniz)
    Son Durum
    Pollemik - Anket Sitesi
    Web Stats
       
       
    Giveaway of the Day